Safra Kesesi Taşları - Taş Hastalıkları - Medical Park

Safra Kesesi Taşları

safra kesesi taşı

Toplumda her 8-10 yetişkinden birinde safra kesesi taşı bulunur. Safra taşı görülme sıklığı, birinci derece akrabalarında taş olanlarda 2 kat, kadınlarda 3 kat daha fazladır. Safra kesesi taşı bulunan her 100 kişiden 60′ında hiçbir şikayet yoktur, takipte her yıl bu kişilerden 2′sinde karın ağrısı atakları ortaya çıkar. Safra kesesi taşı ve ağrı atakları olan hastaların izleminde her yıl, her 20 hastadan birinde ağır safra kesesi hastalığı gelişir. Safra kesesi taşı olan her 10 hastadan birinde ayrıca safra kanalı taşı da bulunur.

Taşlar farklı kimyasal yapılarda ve kum zerresinden 3-4 cm çapa kadar değişik boyutlarda olabilir. Kimde, hangi tür taşın ne zaman, ne tür sorunlar yaratacağını önceden tahmin etmek mümkün değildir.

Safra kesesi taşlarına bağlı gelişen iltihap, karın ağrısı atakları şeklinde belirti verir. Özellikle uzun süren bir açlığın ardından yenilen ağır ve yağlı yemekler iltihap gelişimini tetikler. Ağrı akşam saatlerinde daha sık olur ve çoğu zaman bir saatten daha kısa sürer. Sıklıkla karın sağ üst tarafında hissedilir, sağ omuza ve sırta yayılma eğilimindedir. Ağrıya şiddetli bulantı ve bazen da kusma eşlik edebilir. Birçok hastada şişkinlik hazımsızlık gibi şikayetler de olabilir. Bu nedenle çoğu zaman mide ülseri olduğunu sanılarak ülser ilaçları kullanılır. Bu tür yakınmalarla başvuran hastalara karın ultrasonu yapılırsa safra kesesindeki taşlar ve ilthabi değişiklikler kolaylıkla saptanabilir.

Ataklar arasındaki dönemlerde hastalar tamamen rahat olabilir. Ancak bu hastalığın atlatıldığı anlamına gelmez. Hatta her atak tekrarında şikayetlerin yatıştırılması giderek daha zor bir hale gelebilir. Ağrı atağıyla acil servise başvuran hastaların bir kısmına acil ameliyat yapılması gerekebilir.

Safra kesesi taşı olan her 10 hastadan birinde ayrıca safra kanalı taşı da vardır. Bunların çoğu, bir süredir safra kesesinde mevcut küçük taşların safra kanalına düşmesinden kaynaklanır. Bu hastalarda safra kanalı tıkanması ve sarılık meydana gelebilir. Bu durumda problem bir iken iki olur. Başlangıçta sadece safra kesesinin alınmasıyla halledilebilecek olan sorun artık, önce safra kanalının endoskopik yolla açılması ve bunu takip eden 2-3 gün içinde yine safra kesesinin alınması şeklinde, mecburen iki basamaklı bir tedavi haline gelir. Safra kanalına taş düşmesiyle, kimi zaman yoğun bakım takibi dahi gerektirebilen pankreas iltihabı da gelişebilir.

Erken Tedavinin Önemi!

Mide ülseri ve safra kesesi taşlarına bağlı yakınmaların benzerliği nedeniyle safra taşlarına bağlı sorunları olan bazı hastaların uzun süredir boşu boşuna ülser ilaçları kullandığı gözlenir. Ultrasonla safra kesesinde taş ve iltihap saptanan hastaların çoğu doğal olarak öncelikle ameliyatsız tedavi yolları arama eğilimindedir. Ancak taşları eriterek tedavi etmeye yönelik ilaçlar 20-30 yıl önce yaygın olarak uygulanmış ve başarısız bulunarak terkedilmiştir. Acil servislerde veya hastaneye yatırılarak ilaç-serum tedavileri yapılan hastalarda çoğu zaman ağrı atakları yatıştırılabiliyor olsa bile kalıcı şifa sağlanamaz.

Tedavi hep ertelenerek çok sayıda ağrı atağı geçirilir veya bir seferinde de yatıştırılamayan bir atak ile karşılaşılırsa kapalı ameliyat şansı azalır. Bu durumda, nadiren yapılan ve hasta için daha zahmetli olan açık ameliyat seçeneği söz konusu olur. Ayrıca taş ve iltihap için yapılan yaklaşık her yüz safra kesesi ameliyatının birinde safra kesesi kanserine rastlandığı ve çok büyümüş taşlara sahip olan hastalarda bu oranın arttığı da unutulmamalıdır.

Safra kesesinde taşı olup, iltihaba bağlı şikayetleri olan hastaların fazla ertelemeden ameliyat olması gerekir. Ameliyatta, içindeki taşlarıyla beraber safra kesesi tamamen alınır. Öncelikle tercih edilen ameliyat yöntemi, karın duvarında geniş kesi gerektirmeyen ve kolay iyileşme sağlayan kapalı (laparoskopik) ameliyat tekniğidir. Hastanede bir gün yatış gerekir. Hastalar birkaç gün içinde olağan yaşamlarına dönebilirler.